Hz. Peygamberin Doğumu (Mevlid-i Nebi

Yazılarımızdan Daha Fazla Faydalanmak İçin Anasayfamızı Ziyaret Edin.DinSohbet.net

PEYGAMBERİMİZİN (SAV) SOYU VE DOĞUMU

Abdülmuttalib en küçük ve en çok sevdiği oğ­­­lu Abdullah’a, Zühre oğulları kabilesinden Vehb kızı Âmine’yi eş olarak seçti ve onları evlen­di­rdi. Eşlerden her biri diğerine sevinç, neşe ve saadet getirdi. Birlikte çok güzel günler ge­çir­diler.

Âmine‘nin Hz. Muhammed’e (s.a.v.) hamile kalmış, aradan üç ay geçmişti. Bir gün Abdullah bir ticaret kervanıyla Şam’a doğru yola çıktı. Şam o gün Filistin, Ürdün, Lübnan ve Suriye’yi içine alan geniş bir bölgeydi.

Şam’dan dönüşte Abdullah amansız bir hastalığa yakalandı. Yola daha fazla devam ede­meyerek Yesrib’te (Medine’de) Neccar oğul­ları ka­bilesinden olan dayılarının yanında kaldı. Ara­dan çok geçmeden Abdullah vefat etti ve orada defnedildi.

Abdülmuttalib, oğlu Abdullah’ın vefat habe­rini duyduğunda çok üzüldü, acı çekti. Henüz evliliklerinin üzerinden sadece bir­kaç ay geçmiş olan genç gelin Âmine de bu ha­berle sarsıldı. Karnındaki bebeğin varlığı keder ve acısını daha da arttırdı!

Abdülmuttalib kendi acısını ve üzüntüsünü içine gömerek, Âmine’yi ara sıra ziyaret ediyor, onun acısını gidermeye çalışıyor ve koruyup gö­zetiyordu.

Nihayet hamilelik dönemi bitmiş, doğum za­manı iyice yaklaşmıştı. Derken doğum sancı­ları başladı. Doğum sancıları oldukça şiddetli ve zah­metli olmasına rağmen Âmine kendisinde hiç­bir acı ve sıkıntı hissetmiyordu. Üstelik uy­ku­ların­da çok tuhaf rüyalar görüyordu. Kendisi gördüğü bu rüyalarını daha sonra anlatmıştır. Takvimler, 570 senesinin Rebîülevvel ayının 12. günü Pa­zartesi’yi gösteriyordu. O gün günün ilk ışıkları ortalığı aydınlatmaya başlarken Âmine yüce ve saygın oğlunu, peygamberler zincirinin son hal­kası Hz. Muhammed’i (s.a.v.) dünyaya ge­tirdi.

O gece Âmine’nin evi nurlar ve feyizlerle dolup taştı. Melekler topluluğu gruplar halinde gökyüzü ile yeryüzü arasında gidip geliyorlar, birbirlerine bu büyük haberi müjdeliyorlardı.

Hz. Muhammed (s.a.v.), annesinin karnından secde ederek indi. Göbek kordonu kesilmiş ve sün­net olmuş bir hâlde doğdu. Vakit yitirilmeden doğum müjdesi dede Abdülmut­talib’e ulaştırıldı. Abdülmuttalib bu müjdeye çok sevindi ve haberi getiren kişiye bolca hediyeler verdi. Ardından Âmine’nin evine doğru yürüdü. “Bana torunumu gösterin!” diyerek eve girdi. Uzatılan bebeği şefkat ve sevgiyle kucağına aldı. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Bunlar, sevinç ve üzüntü gözyaşlarıydı. Torunun doğumuyla duyduğu sevincin ve oğlu Abdullah’ın vefat acısının gözyaşlarıydı. Abdül­mut­talib, torununa “Muham­med” adını koydu.

Onun doğduğu sene “Fil Senesi” olarak hafızalarda kaldı. O seneye damgasını vuran, Habeş Kralı Ebrehe’nin Kâbe’yi yıkma girişimi sebebiyle o yıl böyle bir isimle anılır olmuştu. Ebrehe, Kâbe’yi yıkarak, Arapları Kâbe’ye alternatif olarak Yemen’de yaptırdığı kendi kilisesine çekmeyi arzu ediyordu. Bu amaçla büyük bir ordu hazırladı. Ordunun en önünde büyük bir fil vardı. Eb­rehe Kâbe’ye yaklaşınca Allah onlara gagalarında pişkin tuğladan yapılmış taşlar taşıyan ebâbil kuşlarını gönderdi. Kuşlar ordunun kökünü kazıdı. Allah, onların amaçlarını gerçekleştirmelerine fır­sat vermedi. Allah Teâlâ zalimlerin ve azgınların tuzağından Kâbe’sini böylece korudu.

SİYER-İ NEBİ-MUHAMMMED ALİ KUTUB

Hayatını Okumak İstediğiniz Peygamberlerin İsmini Yan Menüden Bulup Üzerine Tıklayın.


Bu Sayfalara Baktınızmı

Sayfamızı beğendinizmi? Sizler için hazırladığımız diğer sayfalarada göz atmak istermisiniz?