BAŞÖRTÜSÜ SORUNUNU ÇÖZMENİN YOLU
Başörtüsü sorunu, başını örtmek gerektiğine inanıp da devletin okullarında okumak isteyen kız öğrencilerin ortaya çıktığı 1970 li yıllardan itibaren ülkemizin yüz kızartıcı olan ve hukukun yanı sıra insan hakları ve özgürlüklerine aykırı bulunan müzminleşmiş bir problemidir. Bu sorun aslında, Ülkemizde diktatörlük rejimini yürüten karanlık örgütlerce öldürüldüğüne inandığım 8.Cumhurbaşkanımız merhum Turgut Özal tarafından yasal bir düzenlemeyle kısmen çözülmüştür. Buna ilişkin yasa yüksek öğretim kanununun ek 17. maddesidir. Bu maddeye göre mevcut kanunlara aykırı olmamak şartıyla üniversitelerde kılık kıyafet serbesttir. Öğrenciler istedikleri kıyafetlerle üniversitelere girebilir ve öğrenim görebilir. Çünkü mevcut kanunlarda başörtüsü takılamayacağına ilşikin bir düzenleme yoktur. Bahse konu olan 17. madde Anayasa Mahkemesi denetiminden de geçmiştir. Bu itibarla üniversitelerde öğrenciler seçip tercih ettikleri kıyafetleri giyebilir. Buna dair hiç bir kanunî engel yoktur. Peki o halde neden üniversitelerde başörtüsü yasağı uyulamakta ve başörtülü öğrenciler desliklere alımammaktadır? Bunun sebebi çok açıktır. İçlerinde askerlerin de yer aldığı zümre diktatörleri Yök Başkanına ve onun aracılığıyla Rektörlere emretmiştir ve yürürlükte olan 17. maddeye rağmen mevcut yasaya aykırı bir şekilde fîlî bir başörtüsü yasağı uygulanmaya başlanmıştır 28 Şubat ihtilalinden itibaren. Kanaatimce mevcut yasaya aykırı olan ve esasen suç teşkil eden bu fîlî yasağın, Yök’ün yayımlayacağı bir genelge ile kaldırılması ve rektörlerin de bu genelgeyi uygulamaya koyup başörtülü öğrencilerin derslere girebileceklerini duyurmalarıyla üniversitelerdeki öğrenciler açısından sorun çözülmüş olur. Şayet böyle bir girişime rağmen sorun çözülemezse o takdirde partiler arasında bir mutabakata varılmak şartıyla yeni bir yasal düzenleme yapılablir. Şunu unutmamak lazımdır ki böyle bir mutabakata varılmadığı takdirde konu Anayasa Mahkemesine götürlecek ve kesinlikle iptal ettirilecektir. Mesele sadece bununla da kalmayacak, ardından Ak Parti’ye kapatma davası açılacaktır. Geçmişte yaşadığımız tecrübeler bunun açık bir kanıtıdır. Belki Ak Parti’ye yönelik böyle bir davanın açılabimesi için sayın Başbakan Erdoğan bu konuda bir koplo ile karşı karşıya bırakılmak istenmiş olabilir. Zira CHP’nin misyonu zümre diktatörlüğüne sahip çıkmaktır, hürrüyetlere ve özgürlüklere değil. Şayet CHP Genel Başkanı sayın Kılıçdaroğlu başörtüsünü çöceğine dair beyanlarında samimi olsaydı bu konuda hemen bir yasa teklifini TBMM Başkanlığına verir ve ilk adımı kendisi atardı. Bunu yapmadığı gibi orta öğretimde okuyan kız öğrencilerle kamu kurumlarında çalışan bayanların da başörtüsü takma özgürlüğü talebinde bulunmamaları gerektiğini söylemekte ve buralarda yasağın devam etmesinin güvenceye bağlanmasını istemektedir. Kısacası başörtüsünü dini bir Yazinin Devamini Oku »





