www.dinsohbet.net

  • Anasayfa
  • Dini Radyo
  • Dini Sohbet
  • Dini Sohbet Odalari
  • İslami Sohbet Odaları

Hicret Hakkında

Hadis No : 5760
Ravi: Bera İbnu’l-Azib
Tanım: Hz. Ebu Bekr (ra), evinde babama uğradı. Ondan bir semer satın aldı. (Babam) Azib’e: “Benimle oğlunu gönder, onu evime kadar götürüversin!” dedi. Babam bana: Haydi onu götürüver!” dedi. Ben de götürüverdim. Babam onunla beraber çıktı, bedelini alacaktı. Babam, Ebu Bekr’e: “Ey Ebu Bekr! Resulullah (sa)’la (hicret ettiğin) gece ne yaptınız?” diye sordu. “Evet o gece yürüdük. Ertesi günü de öğle vaktine kadar yürüdük. Yolumuz tenha idi, hiç kimseye rastlamadık. Önümüze uzun bir kaya çıktı. Kayanın henüz güneşin değmediği bir gölgesi vardı. Yanına konakladık. Ben kayanın yanına geldim. Resulullah (sa)’ın, duldasından uyuması için elimle bir yeri düzledim. Sonra ortaya bir post yayıp: “Ey Allah’ın Resulü! (Siz biraz istirahat buyurup şurada) uyuyun, ben etrafmızı gözetlerim!” dedim. Derken yatıp uyudu, ben de çıkıp etrafını gözetlemeye başladım. Kayaya doğru sürüsüyle gelmekte olan bir çobanla karşılaştım. O da bizim gibi gölgeye sığınmak istiyordu. “Sen kimlerdensin ey delikanlı?” diye sordum. Medine veya Mekke’ den bir adama aitti. Ben tekrar: “Koyununda süt var mı?” dedim. “Evet!” dedi. “Sağar mısın?” dedim. “Tabii” dedi ve sağmak üzere bir koyun yakaladı. “Memede kıl, toz-toprak çer-çöp olabilir, bunları bir çırp!” dedim. Dediğimi yaptı, beraberindeki bir kaba bir miktar süt sağdı. Benim de yanımda Resulullah (sa) için taşıdığım bir kap vardı. İçmede, abdestte onu kullanırdı. (Sütü kendi kabıma aktararak) aleyhissalatu vesselamın yanına geldim. Uyuyordu. Uyandırmak istemedim. Uyanıncaya kadar yanında durdum. Süte biraz su kattım, dibi serinledi. “Ey Allah’ın Resulü, buyurun için!” dedim. O içti ben de memnun oldum. Sonra: “Yola koyulma vakti gelmedi mi?” dedi. “Evet!” dedim. Güneşin zevalinden sonra hareket ettik. Peşimize Süraka İbnu Malik İbni Cu’şem düştü. Biz sert bir arazide yürüyorduk. “Ey Allah’ın Resulü, bize yaklaştı!” dedim. “Üzülme! Allah bizimledir!” buyurdu. Aleyhissalatu vesselam, Süraka’ya beddua etti. Derhal atının ön ayağı karnına kadar yere saplandı. Süraka: “Anladım ki, siz bana ilendiniz. Ne olur benim için dua edin. Allah için ben de takipçileri sizden geri çevireceğim!” dedi. Aleyhissalatu vesselam dua ediverdi, adam kurtuldu ve geri döndü. Yol boyu her kime rastladı ise: “Ben size bedel burada gereken (aramayı) yaptım (kimse yok)!” dedi. Böylece her kime rastladı ise geri çevirdi. Hülasa, bize verdiği sözü tuttu.”

Şubat 18th, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı

ismail COŞAR-Gönül Hun Oldu Şevkinden-Naat Videosu izle

Şubat 17th, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı

İlimle İlgili Hadis ve Ayetler

Hadisler
İlim öğrenmek kadın, erkek herkese farzdır.
İlim Çin’de bile olsa gidiniz.
Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz.
Her şeyin bir yolu var. Cennetin yolu ilimdir.
Alimin uykusu cahilin -nafile- ibadetinden hayırlıdır.
Mahşer günü alimin mürekkebi, şehidin kanından daha kıymetlidir.
Hikmet (ilim) müslümanın kayıp malıdır. Nerede bulursa alsın.
Ben ilim şehriyim, Ali de bu şehrin kapısı
İnsanların en kötüleri, ilmini kötüye kullanan alimlerdir.
Alimin ölümü alemin ölümü gibidir.
İlmin esirgenmesi helal olmaz.
Bir saat tefekkür (Düşünme, düşünüş), altmış yıllık nafile (Fazladan kılınan namaz veya tutulan oruç) ibadetten hayırlıdır.
Muhakkak ki alimler, peygamberlerin mirasçılarıdır.
Kim bir ilim öğrenmek için bir yola sülûk ederse Allah onu cennete giden yollardan birine dahil etmiş demektir. Melekler, ilim talibinden memnun olarak kanatlarını (üzerlerine) koyarlar.
Semavat ve yerde olanlar ve hatta denizdeki balıklar, âlim için istiğfar ederler.
Âlimin âbid üzerindeki üstünlüğü dolunaylı gecede kamerin diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir.
Peygamberler, ne dinar ne dirhem miras bırakırlar, ama ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir nasib elde etmiştir.
Faydasız bilgiden Allah’a sığınırım.
Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen ya da ilmi seven ol. Fakat sakın beşincisi olma; (bunların dışında kalırsan) helâk olursun.
İlmi öğrenip de başkalarına dağıtıp nakil etmeyen insan, altınları gömüp onu sarf etmeyen, ondan yedirip içirmeyen kimseye benzer.
Allah’u Teâlâ kıyamet gününde âlimleri toplayarak buyuracak ki: ‘Ben size sırf hayır murad ettim. Bunun için de kalblerinize hikmeti koydum. Haydi girin Cennetime. İşlediğiniz kusurlarınızı mağfiret ettim.
Kim kendisine ilmî bir mes’ele sorulur da onu gizler, söylemez ise Allah, onun ağzına kıyamet günü ateşten gem vurur.
“Âlimlere tabi olun! Çünkü onlar, dünya ve ahiretin ışıklarıdır.”
“Âlimler, kurtuluş yolunu gösteren birer rehber ve kılavuzdur.”
“Âlimler olmasaydı, insanlar helak olurdu.”
“Bilmediklerinizi salih[âlim]lerden sorup öğrenin!” Yazinin Devamini Oku »

Şubat 16th, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı

Mübalâğalı ism-i fâildir. CEBR ( جبر ) kelimesi kırığı yerine getirip iyice sarmak, eksiği ıslah edip tamamlamak anlamındadır. Fıkıhta CEBÎRE bâbı vardır, sargılar, kırıkla üzerine abdest almanın şeklini anlatır. Ayrıca bu kelimede zor kullanarak iş yaptırmak anlamı da vardır. Araplar toplamak için yetişilemeyecek kadar yüksekteki hurmaya cebbâre (erişilemez, el uzatılamaz) derler. İbn Abbas (r.a) büyük padişah, melik anlamına da geldiğini söylemiştir.
Bu kelimenin Allah’a (c.c) isim olarak verilişinde şu anlamlar mülâhaza edilmiştir:
1–İnsanların eksikliklerini tamamlayan, ihtiyaçlarını gören, işlerini düzelten, bu konuda gerekli işlemleri gereği gibi yapmakta çok muktedir olan demektir. Esma-i Hüsna müfessirlerinin çoğu bu anlamı tercih etmişlerdir.
2–Dilediğini zorla yaptıran, halkı kendi iradesine mecbur eden ,dilediğini ister istemez yaptıran, hükmüne karşı gelinmek ihtimali bulunmayan demektir. Bu anlamıyla bu ismin, kullara hiç irade vermez şeklinde anlaşılmaması lâzımdır.
Allah’ın (c.c) teşriî emirleri kulların irade-i cüz’iyeleri ile meşruttur. Ama Allah (c.c), kulların bütün irade ettiklerini infaza mecbur da değildir. Kulun her istediğinin infazına Allah’ın (c.c) mecbur olmayışı da aslında kulların menfaatinedir. Allah (c.c) kullarını istediklerinin kendi menfaatine uygun olmadığında infaz etmediği gibi, menfaatlerine uygun olduğu halde istemediklerini de cebren infaz eder. İstemedikleri halde kulların karşılaştığı felâket, dert, belâ …. Gibi durumlar böyledir.
Ayrıca Allah (c.c) kendi istediklerini, kullarını da istekli hale getirerek infaz eder. Hayırların tümünü bu bağlamda örnek verebiliriz.
Allah (c.c) dilerse kulların iradelerini ellerinden alarak da kendi iradesini Cebbâriyeti gereği infaz eder

“Allah (c.c) kaza ve takdirini gerçekleştireceği zaman akıl sahiplerinin akıllarını alır da kazası ve takdirini öyle infaz eder. İş bitince da akıllarını iade eder ve pişmanlık gerçekleşir.”
Dilerse iradelerini almamakla beraber, isteklerinin hilafına olarak kendi hüküm ve iradesini kahr ve zor ile üzerlerinde infaz ve icrâ eder. Asiler azaba ve cezaya yaklaşmadıkları halde zamanı gelince cezalarını çekmeye mecbur olurlar.
Kur’ân-ı Kerîm’de Cebbâr kelimesi Allah’tan (c.c) başka, insanlar için de kullanılmıştır. Kullanıldığında insanlardan nefyedilmiştir. Yani insanların cebbâr olmadıkları ifade edilmiştir. Bu kullanışlarda,
1 Musallat anlamı,

“Sen onlar üzerine cebbâr değilsin.” (Kâf 50/45)
2–Allah’a (c.c) ibadet etmez, mütemerrid,

“Beni cebbâr kılmadı.” (Meryem 19/32)
3–Çok insan öldüren,

“Yakaladığınızda cebbârca yakalıyorsunuz.” (Şuara 26/130)
Mahlûkatını, meşîeti (dilemesi) istikametine zorlayan demek olan anlamını Katâde ifade etmiştir. Ancak bu anlama lisan açısından itiraz edilmiştir. (İf’âl babının sıfatının cebbâr şeklinde gelemeyeceğinden hareketle) Anlam bakımından da (zorlamadan münezzeh oluşu sebebiyle) Mu’tezile karşı olmuştur.
Allah (c.c) iradesiyle yaratıkları üzerinde galip olduğu için onlara irade-i cüz’iyye vermekte bir sakınca görmemiş, özellikle vermesi O’nun cebbâriyetine işaret etmiş olur.
Bu isim sırf düzeltmek anlamında kullanıldığı gibi sırf baskı ve zorlama anlamında da kullanılabilir. Gazalî, baskı ve zorlama anlamını ele alarak, “O öyle bir varlıktır ki dilediğini cebir yoluyla herkese icra edebilir. Hiç kimse ona hiç biçbir şey yapamaz, onun kudretinden kurtulamaz. O herkese cebreder, hiç kimse ise ona cebredemez. Bu hususta O’na hiç kimse eş olamaz” diye anlamlandırmıştır.
Birbirinden farklı olan bu iki anlamı şu şekilde birleştirmek mümkündür. Bozulan, nizamdan çıkan her şeyi yerine göre zor kullanarak ıslah eder.
Buradaki cebir haksızlık ve zulüm gibi beşerî özellikler taşımaz. Yani Allah (c.c) sadece cebbâr değil, bütün semâsıyla birlikte cebbârdır. Zulme, haksızlıklara karşı olan, haklının yanında olan, yardımcı olan isimleriyle beraber cebbârdır. Allah (c.c) dilerse zorla da engel olur.
Allah’ın (c.c) cebbâriyeti her şey üzerinde müşâhede edilir. Her yaratık O’nun belirlediği istikamet içerisinde hareket etmek zorundadır. O istediğinde doğmak, ömür sürmek, ölmek, yaşamak zorundadır. Dînî hususlardaysa insan diğer varlıklardan (zira diğer varlıklarda irade olmadığından bir şey dileyemezler) farklı olarak muhayyer bırakılmıştır.
Rivâyete göre Rasûlullah (s.a.v) efendimiz namazlarda iki secde arasında

“Allah’ım beni bağışla, bana merhamet et, eksiklerimi tamamlayarak beni ıslah et, beni rızıklandır, bana afiyet ver, beni hidayet et, beni affet” şeklinde dua edermiş.
Kullardan bu isme asılda lâyık olan uymaktan uyulmak derecesine yükselen, herkesten yüksek olan, kendisine uymaya herkesin mecbur olduğu veya herkesi uymaya mecbur bırakan, onlara faydası dokunan, onlardansa faydalanmaya ihtiyaç duymayana, herkes tarafından sevilen, görüldüğünde bire daha görülmek istenendir ki bu da peygamberdir. Peygamberimiz (s.a.v) bunu hadisinden kendisi şu şekilde ifade eder : “Musa sağ olsaydı bana uymaktan başka çaresi olmazdı. Ben âdemoğullarının efendisiyim, fakat bununla gururlanmıyorum.”

Bu ismi ile Allah (c.c)
1–Kullarının eksik olan ibadetlerini ıslah edip tamamlar ve lütfundan tam olarak kabul eder,
2–Kendi iradesini gerçekleştirmek için, kullarının arzularını muhatap alır ve onların arzularını artırarak iradesini infaz eder,
3–Allah (c.c) iradesin erişilemez olandır,
4–İradesine karşı durmak isteyenleri kahreder,
5–Kullarına irade lutfetmek de O’nun cebbâriyeti gereğidir,
6–Allah (c.c) iradesiz de değildir. O muradını kullarına bildirmiştir,. Kullar kendi iradeleriyle hareket ederler. Ama Allah (c.c) kullarının her iradelerini infaz de edecek değildir,
7–Kullarına irade vermesi de bu isim gereğidir,
8–Kullarının, tamahlarını artırarak kendi irade etiğini yapmalarını temin eder.

Rasûlullah Efendimiz(s.a.v) ise :
1–Kendi iradesini Allah’ın (c.c) iradesine uyumlu hale getirmiş, Allah (c.c) neyi murad ediyorsa onu murad eder olmuştur,
2–İnsanlar üzerinde bir zorba olmadığını beyan etmiştir,
3–İnsanların eksiklerini, yanlışlıkların ıslah ederek düzeltir ve tamamlamaya çalışır
4–İnanlarında birbirlerinin eksiklerini ıslah edip tamamlamalarını isterdi.

Kullara düşen ise :
1–Islah-ı hâl için Allah’a (c.c) müracaat etmek, başka kapılara gitmemek. Bilmeli ki o murad etmezse gayrın ıslahı mümkün olmaz,
2–İnsanların, söylediklerine itibar ettiği, sözünü dinlediği, dinlemek zorunda kalacağı mânevî saygınlık kazanmak,
3-İnsanların eksiklerini gidermeğe çalışmak, derecelerini, bilgilerini yükseltmek, hallerini ıslah etmek,
4–İnsanlardan bir şey beklemeyerek hep vererek, sözü dinlenilir, etki altına alınamaz, üzerinde söz sahibi olunamaz bir seviyeye ve otoriteye ulaşmak,
5–İnsanların eğitiminde, iradelerini istikamet üzere geliştirmelerini temin etmek, farzlara müdahale etmemek, büsbütün de salıvermemek, baskıcı olmamak. Allah’ın (c.c) muradını erişebilecek tek murad olarak kabul edecek bir hale getirmek…
6–İnsanlara zorba davranışlarda bulunmamak, isteklerimizi onlara, isteklerini de alarak, kazanarak uygulamalarını temin edecek bir tarzın sahibi olmak.

Şubat 14th, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı

Faziletin Başı Utanma Duygusudur

“De ki: Rabbim ancak hayasızlıkları, onların açığını, gizlisini, günahı, haksız yere tecavüzü, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah’a ortak koşmanızı, Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” (7 Araf, 33)
“Hayanın hepsi hayırdır.” (Keş’ul Hafa, 1/369)
Dünya ve ahiret saadetine kavuşmak isteyen kişi edep ve haya sahibi olmalıdır. Edep ve hayası olmayan bir kimseden hayır beklemek mümkün değildir. “Haya ile iman birbirini tamamlar, biri gidince diğeri de gider.” (Hakim>
Çirkin ve ahlLiksız bir manzara ile karşılaştığında utanan, başını öne eğen ve yüzü kızaran bir insan utanma duygusu taşıyan (haya sahibi) kimsedir. Çünkü insanlık şerefiyle bağdaşmayan bu ınanzaradan kalbi sıkıntı duymuş, duyguları incinmiş, vicdanı rahatsız olınuştur.
Haya sahibi bir insanı, kötü bir işten caydırmak için, ona “Utanmıyor ınıısıtn?” demek yeterlidir. Büyüklerimiz “İnsandan utanmayan Allah’tan da utanmaz.” clemişlerdir.
Utanma duygusu taşıyan bir kimse, sadece~ insanların gördüğü yerde değil, insanların görmediği yerde de kötülükten kaçınan kimsedir. Böyle kimselerin ruh sağlıkları yerinde. vicdanları rahattır. Onları daima güleryüzlü. mütevazi ve güvenilir insanlar olarak görürsünüz.
Haya sahibi bir insanda hile, yalan, sahtekarlık, hırsızlık, kovtıculuk, rüşvet, km, iftira gibi kötültikler olmaz, insan haya perdesini yitirince de yaptığının hesabından korkmaz, fakir-fukaranın malını talan etler, mtısibetzede ve mustazafların göz yaşlarından yüreği sızlanmaz.
Haya, kalbi bozan günahlara karşı bir engeldir.
Haya, insanın iman kuvvetini ve edep miktarını belirler.
Haya, hayrın direği, karıştığı her iyiliğin temel unsurudur.
Bütıla göz yuman haya sahibi olamaz.
Haya sahibi, hakk’a cephe açmış olanlarla düşüp kalkmaz.
Müslüman dilini, batıla dalmaktan ve konuşmaktan; gözünü avret yerlerine şehvetle bakmaktan; kulağını başkasınin sırlarını dinlemekten ve insanların ayıp yerlerini ortaya çıkarmaktan korumalıdır.
İslarnsız haya ve faziletsiz bir insan, kendi şahsiyetini silmiş, şerefini yıkmış ve kötü arzularının esiri olmuştur.
Rabbiııı bizleri haya ve faziletten ınahrum etmesin.

Şubat 13th, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı
« Onceki Yazilar

Blog Search


Kategoriler

  • Allah
  • Dini Konular
  • Dini Resimler
  • Dua
  • Evlilik Bilgileri
  • Genel
  • Haberler
  • Hadis-i Şerif
  • İsimler
  • islamda kadın
  • Kur'an'dan Damlalar
  • Nihat Hatipoğlu
  • Şafi İlmihali
  • Soru Cevap
  • Tasavvuf
  • Video

Son Yazılar

  • Faizle kredi çekmek
  • Banka Kredisi ile ev Almak
  • En Güzel Bebek İsimleri S harfinde baslıyan kız ve erkek isimleri?
  • sarhoş etmeyecek kadar içki içmek haram olurmu günahmı
  • Adam Öldürmenin Kefareti Nedir?
  • Akika Kurbanı Nedir
  • İbadetlerin İç Anlamı
  • Şans Oyunu Oynamak Günahmı
  • Takva nedir? Dini sohbet
  • Tasavvufun Amacı
  • Tasavvuf Nedir
  • Mevlid Kandili
  • İnternette sohbet neden bir anda tartışmaya dönüşür?
  • Kalp Nasıl Kararır – Nasıl Temizlenir?
  • Kalbi temizlemek için ne yapmalıdır?

Dini Mirc indir

Dinsohbet V2 mIRC Mutlaka Deneyin

Diğer Sayfalar


Kelime Yoğunluğu

Allah allah c.c Allah var demek yeter mi anda kurtuldular Asker cenazesinde Ben bu soruyu ikinci kez ceset cıktı curmumle geldim sana dini Dini Konular dini sohbet dinisohbet Dini Sohbet Nihat Hatipoglu din konular din sohbet dinsohbet Dolandırılmaktan son Dua fethullah gülen hocaefendi gazete oku Günün Ayeti haber dinle haber hadisi haber hadisleri haber izle Haberler hadisler hadi şerif isalm sohbet islamda kadın islami sohbet islam konular islam sohbet Kelime-i tevhidin kuran kuran dinle kuran oku kuyudan iskelet çıktı Otomobil altındaki cesedin Son Peygamber Hz Muhammed sırrı çözüldü Video video izle yoğun bakımda ‘şehit’ gerginliği

Sitemiz; Dini sohbet, dinisohbet, islami sohbet, islamisohbet, nur sohbet, ilahi sohbet, manevi sohbet, chat, dini chat, islami chat, islami sohbetler, dini sohbetler, video, ilahi, ilahi sohbet, dini sohbet sitesi, dini sohbet odalar olarak hizmet vermektedir.

Copyright © 2012 www.dinsohbet.net. Powered by WordPress.
WordPress Theme by Dini sohbet | Dini sohbet | Dini Forum | ilahi indir | islami video