www.dinsohbet.net

  • Anasayfa
  • Dini Radyo
  • Dini Sohbet
  • Dini Sohbet Odalari
  • İslami Sohbet Odaları

KAPLAR Nedir

Kaplardan maksat, içine sıvı veya katı maddeler konan şeylerdir. Kapların değişik durumları vardır.

1. Altın ve Gümüş Kapların Hükmü

Altın ve gümüşten yapılmış kapların kullanılması yister abdestte, ister su içmede, ister başka şeylerde olsun- haramdır. Ancak zaruret varsa; altın ve gümüşten yapılmış kaplardan başka bir kap da yoksa o takdirde kullanılabilir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

Sakın harir (ipekli) ve dibac (ipeklinin başka bir çeşidi) giymeyin. Altın ve gümüşten yapılmış kaplardan yeyip-içmeyin. Çünkü o kaplar ve ipekliler dünya da kâfirlerin, ahirette ise bizimdir.[1]

Bunların başka şeylerde kullanılmaları da giyecek ve yiyeceklerdeki kullanımlarına kıyas edilir. Bu haramlık hem erkek, hem de kadın için sözkonusudur; yani bu tür kapları kadın da erkek de kullanamaz. Bu kaplan edinmek de kullanmak gibi haramdır. Çünkü kullanılması haram olan şeyin, edinilmesi de caiz olmaz. Meselâ evi süslemek amacıyla bu kapların edinilmesi haramdır.

2. Altın ve Gümüş ile Yamalı Kapların Hükmü

İster az, ister çok olsun altınla yamalanmış kapların kullanılması her durumda haramdır. Gümüşle yamanmış kap, eğer süs için değil de ihti­yaç için edinilmişse caizdir. Eğer süsleme maksadıyla büyük bir yama yapılmışsa kullanılması haramdır. İhtiyaçtan ötürü yamalanmakla beraber

yama büyükse veya yama küçük olmakla beraber süs için yapılmışsa kullanılması mekruhtur. İhtiyaç nedeniyle gümüşten büyük bir yama yapılan kabın kullanılmasının caiz olduğunun delili şudur. Kasım el-Ahvel şöyle diyor: Enes b. Malik’in yanında Hz. Peygamber’in su kabını gördüm, gümüş ile yamanmıştı. Enes ‘Bu kap ile Hz. Peygamber’e şu ka­dar zaman su verdim’ dedi.[2]

3- Kıymetli Madenlerden Yapılmış Diğer Kaplan Kullan­manın Hükmü

Elmas, inci, mercan gibi kıymetli madenlerden yapılmış kaplan kul­lanmak caizdir. Çünkü bunlar hakkında herhangibir yasak varid ol­mamıştır. Eşyada asıl olan ibahadır. Hakkında haram olduğuna dair bir delil bulunmayan herşey mubahtır.

4. Kâfirlerin Kaplarını Kullanmanın Hükmü

Kâfirlerin kaplarını kullanmak caizdir. Hz. Peygamber şöyle bu­yurmuştur:

Kâfirlerin kaplarını yıkayın ve onlarla yemek yeyin.[3]

Hz. Peygamber’in ‘yıkayın’ emri istihbab içindir. Zira kâfirlerin bu kapları, haram olan içki veya domuz gibi şeylerde kullanmış olmaları mümkündür. Kâfirlerin kullandıkları elbise ve diğer eşyaların kullanılması da kaplann kullanılması gibi helâldir.

Temmuz 25th, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı

Hanif nedir

Sual: Yabancı bir yazar, “Müslümanlıktan daha kıymetli olan hanif dinidir. Hanif dinine uymak gerekir” diyor. Hanif ne demektir?
CEVAP
Hanif, doğru inanan, hak yolda olan, İslamiyet’e sarılan, Allah’ı bir bilen demektir. Ebu Hanife de kelime olarak hanif babası, doğrunun babası demektir. Baba kelimesi Türkçede maksadı tam anlatamıyor, yerine konacak tam bir kelime de yok. Fakat para babası, fakir babası ifadelerinde baba kelimesi daha iyi anlaşılıyor. O halde hanif babası, hakiki Müslümanların babası, hak yolda söz sahibi kimse demektir. Kur’an-ı kerimde de aşağıda bildirildiği gibi, Hz İbrahim, hanif bir Müslümandı. Yoksa onun dini İslamiyet’ten ayrı bir din değildi. Zaten bütün Peygamberler, itikad olarak aynı şeyi bildirmişlerdir. İnsanlar sonradan bozmuşlardır. İtikadda ayrılık olmaz.
Bir âyet meali şöyledir:
(Allah, Nuh, İbrahim, Musa ve İsa’ya emrettiklerini size de din olarak emretmiştir.) [Şura 13]

Dinlerdeki imanı farklı gibi göstermek yanlıştır; fakat, dinleri, yani kalb ile, beden ile yapılması ve sakınılması lazım olan şeyleri farklı olduğundan, Müslümanlıkları da ayrıdır. Mesela Musa aleyhisselamın dininde iç yağı yemek haram idi.

Adamın biri, Kur’an uydurma söz değildir anlamındaki âyetteki söz kelimesinin Arapça’sını almış, Kur’an uydurma hadis değildir diye tercüme etmiş. Başka biri de hanif kelimesini din olarak almış, herkes hanif dinine girmelidir diyor. Âyetlere de istediği yanlış anlamlar vermiş. Verdiği anlamlar şöyle:

“De ki: Hayır, biz Hanif olan İbrahim’in dinindeniz.”
Âyetin tam ve doğru meali şöyledir:
(Yahudiler ve Hıristiyanlar Müslümanlara “Yahudi veya Hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız” dediler. Onlara de ki: “Biz, doğru olan İbrahim’in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi.) [Bekara 135] Görüldüğü gibi hanif kelimesinin Türkçesi kasten yazılmamıştır.

Yine yazmış ki: “İbrahim, ne Yahudi, ne Hıristiyan’dı; o Hanif dinindendi.”
Âyetin tam ve doğru meali şöyledir: (İbrahim, ne Yahudi, ne de Hıristiyandı; o, doğru [Allah'ı bir tanıyan] bir Müslümandı, müşriklerden de değildi.) [Al-i İmran 67] (Dikkat edilmişse, o Müslümandı ifadesini çıkarıp yerine “o hanif dininden idi” demiş.

Yine yazmış ki: “De ki Allah gerçekçidir. O halde, İbrahim’in dini olan Hanif’liğe uyun.”
Âyetin tam ve doğru meali şöyledir:
(De ki: “Allah doğru söyledi. O halde doğru olan, [Allah'ı bir bilen] İbrahim’in dinine uyun. O, müşriklerden değildi.) [Al-i İmran 95] (Dikkat edilirse burada da âyet saptırılıyor, İbrahim’in dini olan haniflik deniyor. Doğru olan İbrahim ifadesi değiştirilmiş.)

Yine yazmış ki: “Kim vardır ki, ondan daha güzeli var olsun? İyilik halinde, tam bir ihlas ile kendini Allah’a teslim etmiş (Yaratan ile barışmış) ve Allah’ın indindeki en güzel din olan İbrahim’in dini Hanif’liğe tâbi olmuştur. Allah İbrahim’i dost edinmiştir.”
Âyetin tam ve doğru meali şöyledir:
(İyilik eden bir kimse olarak kendini tam bir ihlasla Allah’a teslim eden ve İbrahim’in tevhid dinine uymuş olandan daha güzel din sahibi kimdir? Allah, İbrahim’i dost edinmiştir.) [Nisa 125] Burada da haniflik dini diye bir şey yoktur.

Hanif doğru anlamındadır
Yabancı yazar yine yazmış ki:
“Ben her dinden vazgeçip, yüzümü Hanif olarak o gökleri ve yeri yaratan Allah’a döndüm.”
Âyetin tam ve doğru meali şöyledir:
(Ben, bir müvahhid olarak, yüzümü o gökleri ve yeri yaratmış olan Allah’a çevirdim. Ben müşriklerden değilim.) [Enam 79] Her dinden vazgeçip diye bir şey yok. Âyetin yukarısında aya, güneşe, yıldızlara tapmadığını bildiriyor. Ben müşriklerden değilim diyor, hâşâ ben Müslüman değilim demiyor. Allahü teâlâ, (İbrahim doğru Müslümandı) buyuruyor. (Al-İ İmran 67)
Yazinin Devamini Oku »

Mayıs 11th, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı

Şafii’de alış veriş bilgisi

Bir Müslümanın, iman ve ibadetler hakkında nasıl bilgi sahibi olması gerekiyorsa, kendisine lazım olan alış-veriş bilgisine de sahip olması gereklidir. Ta ki, haramı öğrenip ondan kaçsın ve helali öğrenip onu alsın.

Alış-veriş bilgisi özetle şöyledir:
1- Alıcı ve satıcının mükellef yani akıllı ve baliğ olması gerekir. Çocuğun ve delinin yaptığı alış-veriş sahih değildir.Alış-verişte “icab” ve “kabul” de lazımdır. Yani satıcının mesela: “Bu takım elbiseyi sana onbeş milyon liraya sattım” demesi ve alıcının da: “Bu takım elbiseyi senden onbeş milyon liraya satın aldım” demesi gibi. Malın, satıcının mülkü olması ve teslim etmeye gücünün yetmesi de gerekir. Dolayısıyla başkasının malını ve havadaki kuşu ve denizdeki balığı satmak caiz değildir.

2- Satılan malın “tahir” yani dinen temiz olması veya yıkamakla temiz olabilir cinsten olması. Bu itibarla hayvan gübresi ve köpek-domuz satmak caiz değildir.

Ayrıca satılan şeyin faydalı olması gerekir. Buna göre akrep, böcek veya bir buğday tanesi satmak caiz değildir.

Bir de; malın malum yani belli olması gerekir. Belli olmayan bir şeyi satmak caiz değildir. Binaenaleyh; “şu kümeden, sana bir karpuz sattım” veya “bu sürüden sana bir koyun sattım” şeklindeki alış-veriş caiz değildir.

Sağılmamış sütü, koyunun üstündeki kesilmemiş yünü, boğazlanmamış hayvanın etini ve daldaki henüz olgunlaşmamış meyveyi satmak caiz değildir.

İki fiyatlı alış-veriş de caiz değildir. Mesela “bu buzdolabını peşin kırk, taksitle elli milyona sana sattım” şeklindeki alış-veriş caiz değildir. Fakat eğer önce konuşup taksitle almaya karar verdikten sonra; “bu buzdolabını taksitle elli milyona sana sattım” der ve satıcı da; kabul ederse caiz olur. Çünkü burada artık tek fiyat söz konusudur.

3- Saz, kemence, zurna, tanbur, ud, kanun gibi müzik aletlerinin satışı batıldır.

Vakıf malı da hiçbir kimsenin olmayıp, satışı caiz değildir.

4- Satıcı ve alıcı arasında bir malın satışı yapılıp da, henüz “hıyar” yani muhayyerlik süresi bitmemiş veya satış akdi yapılmamakla beraber fiyat üzerinde anlaşmış oldukları bir zamanda; başka bir şahsın müşteri ile görüşüp; “Bu malı, sana daha uygun fiyata veririm” demesi veya satıcı ile görüşüp; “Bu malı, senden daha yüksek fiyatla alırım” demesi ve böylece taraflardan birini caydırmaya çalışması haramdır.

5- “İhtikar” (karaborsacılık) yani gıda maddelerini, ihtiyaç duyulduğu bir zamanda satın alıp stok etmek, piyasada darlık meydana getirip mal kıtlığına sebebiyet vermek ve fiyatlar yükselinceye kadar malı piyasaya sürmemek haramdır.

6- Üzümü, şarap yapacak kişiye; silahı gayr-ı meşru yerlerde kullanacak kimseye, keresteyi müzik aleti yapacak kişiye satmak haramdır.
Yazinin Devamini Oku »

Nisan 25th, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı

İmam Şafii

Doğumu ve Nesebi

İmam Şafii’nin adı Muhammed ibnu İdris’tir. İmamı Azam Ebu Hanife’nin vefat ettiği yıl olan Hicri 150 senesinde Filistin’in Gazze şehrinde dünyaya geldiİttifakla rivayet edildiğine göre İmam Şafii’nin babası Kureyş kabilesine mensup olup, Peygamber efendimiz (s.a.s.)’in dedelerinden Haşim’in kardeşi Muttalip oğullarına dayanır.

İmam Şafii’nin annesi Yemenli Ezd kabilesindendir. Oğlunun yetişip olgunlaşmasında onun büyük bir payı vardır.

Gençliği ve Yetişmesi

Kureyşli bir babanın çocuğu olan Şafii, henüz beşikteyken babasını kaybetmiş ve bu yüzden fakir olarak büyümüştür. Filistin’e sığınmış olan bu fakir aile, hayatla mücadelede birçok zorlukla karşılaştı. Annesi onu Mekke’ye götürdü. Bizzat kendisinin anlattığına göre oraya yerleştiklerinde on yaşında olan İmam Şafii fakir ve yetim olarak büyümüştür. İmam Şafii eğitiminde herhangi bir bozukluk olmadığından kendi özünden gelen bir insiyakla yüksek hedeflere yönelmiştir. Fakirliğe rağmen yüksek bir soya mensup oluşu, kendisini insanlara yaklaştırmış, cemiyete karışmasını sağlamış ve böylece içinde yaşadığı ortamın şartlarına intibak etmesine vesile olmuştur.

Şafii’nin ruhunda yüksek işler yapma isteği mevcuttu. Annesi de onu Gazze’den Mekke’ye gönderirken oğlunu bu yola teşvik etmiş ve gerekli sebepleri hazırlamış oluyordu.

İmam Şafii henüz küçük yaşlardayken Gazze’de ilim tahsil etmeye başlamış ve Kur’an-ı Kerim’i hıfzetmişti. Mekke’ye gelince büyük hadis üstatlarından Peygamber efendimizin hadislerini ezberlemeye, diğer taraftan da Arapça’yı düzgün ve mükemmel bir şekilde öğrenmeye başladı. Kırsal kesimlerde korunan fasih Arapça’yı öğrenmek için bir süre çölde Huzeyl kabilesinin arasında yaşadı. On yıl kadar süren çöl hayatında, dil öğreniminin yanı sıra ok atmayı da öğrendi. Kendisi bu konuda şöyle der: “Çöldeyken himmetim iki şeyde toplanmıştı. Okçuluk ve ilim. Ok atmakta o kadar maharet sahibiydim ki, on ok atsam hepsi hedefe isabet ederdi.” Bunu söyledikten sonra ilim hususunda bir şey demeden sustu. Yanında bulunan biri: “Vallahi sen ilimde, okçulukta olduğundan çok daha üstünsün”dedi.
Yazinin Devamini Oku »

Nisan 7th, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı

Şafii Mezhebi

İmam Şafii (ö. 204/819)’ye nispet edilen fıkıh ekolü. Şafii’nin künyesi,

Ebü Abdullah Muhammed b. İdris elKureşi el-Haşimi el-Muttalibi b. Abbas b. Osman b. Şafi’ olup H. 150′de Gazze’de doğmuştur. Hz. Peygamber’in dördüncü batından dedesi Abdu Menaf’ın dokuzuncu göbekten torunudur. İmam Şafii’nin doğum yılı Ebü Hanife’nin (ö. 150/767) vefat yılına rastlar.

Babası İdris bir iş için Filistin’deki Gazze’ye gitmiş ve orada iken vefat etmişti. Doğumundan iki yıl sonra annesi onu alıp baba vatanı olan Mekke’ye getirdi. Küçük yaşta Kur’an-ı Kerim’i hıfzetti. Fasih Arapça konuşan Huzeyl kabilesi arasında şiir ve edeb öğrendi. Sonra Mekke müftisi Müslim b. Halid ez-Zena’den ders alarak, onun yanında fetva verecek duruma geldi. O zaman on beş yaşlarında idi. Bundan sonra Medine’ye gitti. Orada müctehid İmam Malik b. Enes (ö. 179/795) fıkıhta üstad idi. Malik, kendi eseri olan el-Muvatta’ı, İmam Şafii’nin ezbere okuduğunu görünce hayretini gizleyememişti. İmam Şafii, Süfyan b. Uyeyne, Fudayl b. Iyaz’dan, amcası Muhammed b. Şafi’ ve başkalarından hadis rivayet etti.

Muhammed b. el-Hasan’dan Irak fakihlerinin kitaplarını aldı. Onunla fıkhi konularda münazaralarda bulundu. 187 H.’de Mekke’de, 195 H. de Bağdad’ta Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855) ile görüştü. Böylece Hanbeli fıkhına, usülüne, nasih ve mensüh konusuna muttali oldu. Sonra Bağdad’ta “İmam Şafii’nin eski mezhebi” denilen görüşlerini ortaya koydu. 200 H.de Mısır’a geçti ve “Yeni Mezheb” denilen görüşlerini tasnif etti. Orada iken 204/819′da vefat ederek Karafe denilen yere defnedildi.

İmam Şafii ilk olarak fıkıh usulünü tedvin etmiş ve bu konuda “erRisale” yi yazmıştır. el-Hucce isimli eseri Irak’taki, “el-Ümm” ise Mısır’daki görüşlerini kapsar.

İmam Şafii mutlak, bağımsız bir müctehid olup, fıkıh, hadis ve usülde imamdı. O, Hicaz ve Irak fıkhını birleştirici bir yol izledi. Ahmed b. Hanbel onun hakkında; “Şafii, Allah’ın kitabı ve Rasülünün sünneti konusunda insanların en fakihi idi” demiştir. (Vehbe ez-Zühaylı, el-Fıkhu’l-İslami ve Edilletüh, Dimask 1405/1985, I, 36,37).

Şafii Mezhebinin Usülü

Delil olarak Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas’a dayanır. Şafii, Hanefi ve Malikilerin aldığı “İstihsan”ı reddeder ve “kim istihsan yaparsa kendisi şeriat koymuş olur” derdi. Masalih-i Mürsele’yi ve Medinelilerin amelini delil almayı da reddederdi. Bağdad’lılar ona “Sünnetin Yardımcısı” lakabını vermişlerdi. Yazinin Devamini Oku »

Mart 19th, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı
« Onceki Yazilar

Blog Search


Kategoriler

  • Allah
  • Dini Konular
  • Dini Resimler
  • Dua
  • Evlilik Bilgileri
  • Genel
  • Haberler
  • Hadis-i Şerif
  • İsimler
  • islamda kadın
  • Kur'an'dan Damlalar
  • Nihat Hatipoğlu
  • Şafi İlmihali
  • Soru Cevap
  • Tasavvuf
  • Video

Son Yazılar

  • Faizle kredi çekmek
  • Banka Kredisi ile ev Almak
  • En Güzel Bebek İsimleri S harfinde baslıyan kız ve erkek isimleri?
  • sarhoş etmeyecek kadar içki içmek haram olurmu günahmı
  • Adam Öldürmenin Kefareti Nedir?
  • Akika Kurbanı Nedir
  • İbadetlerin İç Anlamı
  • Şans Oyunu Oynamak Günahmı
  • Takva nedir? Dini sohbet
  • Tasavvufun Amacı
  • Tasavvuf Nedir
  • Mevlid Kandili
  • İnternette sohbet neden bir anda tartışmaya dönüşür?
  • Kalp Nasıl Kararır – Nasıl Temizlenir?
  • Kalbi temizlemek için ne yapmalıdır?

Dini Mirc indir

Dinsohbet V2 mIRC Mutlaka Deneyin

Diğer Sayfalar


Kelime Yoğunluğu

Allah allah c.c Allah var demek yeter mi anda kurtuldular Asker cenazesinde Ben bu soruyu ikinci kez ceset cıktı curmumle geldim sana dini Dini Konular dini sohbet dinisohbet Dini Sohbet Nihat Hatipoglu din konular din sohbet dinsohbet Dolandırılmaktan son Dua fethullah gülen hocaefendi gazete oku Günün Ayeti haber dinle haber hadisi haber hadisleri haber izle Haberler hadisler hadi şerif isalm sohbet islamda kadın islami sohbet islam konular islam sohbet Kelime-i tevhidin kuran kuran dinle kuran oku kuyudan iskelet çıktı Otomobil altındaki cesedin Son Peygamber Hz Muhammed sırrı çözüldü Video video izle yoğun bakımda ‘şehit’ gerginliği

Sitemiz; Dini sohbet, dinisohbet, islami sohbet, islamisohbet, nur sohbet, ilahi sohbet, manevi sohbet, chat, dini chat, islami chat, islami sohbetler, dini sohbetler, video, ilahi, ilahi sohbet, dini sohbet sitesi, dini sohbet odalar olarak hizmet vermektedir.

Copyright © 2012 www.dinsohbet.net. Powered by WordPress.
WordPress Theme by Dini sohbet | Dini sohbet | Dini Forum | ilahi indir | islami video