www.dinsohbet.net

  • Anasayfa
  • Dini Radyo
  • Dini Sohbet
  • Dini Sohbet Odalari
  • İslami Sohbet Odaları

İnsan’ın Yaratıcısına karşı sorumluluğu

İnsan dünyaya Kur’an’ın ifadesiyle Allah’a kulluk için gelir. Esas olarak insanın yaratılış nedeni Allah’a kulluktur.

Yani insan ömrü için asıl amaç Allah’a kulluktur.

Kulluk ne demektir?

Her varlığın bir var oluş nedeni vardır. Elektrik süpürgesi ortalığı süpürmek içindir. Kalkıp “ben sokakları süpüreyim, hem de gezerim!” diyemez.

Bir kalem, “ben yazı yazmak istemiyorum. Hep kalemlikte dinlenmek istiyorum” diyemez. Bu aletlerin varlık amacını seçen ve o amaç doğrultusunda onu imal eden insandır.

Peki, insanı Yaratan, “Allah” olduğuna göre onun var oluş amacını tayin edecek olan da Allah olmalı değil mi?

Eğer biz kendi çabamızla kendimizi var etseydik, varlık nedenimizi sorgulayabilir, dilediğimiz gibi yaşama hakkına sahip olabilirdik.

Ama değil. İnsan hem “içinde yaşadığı dünya”, hem de “kendi ruh ve vücudu” tamamen Allah’a ait bir varlıktır.

Bu sebeple “insanın” başıboş olmak veya kendine varlık nedeni icat etmek hakkı yoktur.

Allah, insandan yeryüzünde “iman” (Allah’ı tanıma gayreti ve O’na saygılı olmak) ve “amel-i Salih” (İnsanların haklarını tecavüz etmemek, kendi değerini bilip onu zayi etmemek) ister.
Yazinin Devamini Oku »

Aralık 15th, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı

Allah Mazlumları Zorbalardan Korur

İbrahim Aleyhisselam’ın bir kıssası vardı. Bir zaman İbrahim Aleyhisselam, eşi Sare validemizle birlikte Mısır’a gider. O devirde Mısır’da Firavunlar hüküm sürmektedir. Firavun zulümde en zirveye çıkmıştır. Şehrin giriş ve çıkışları kontrol altındadır. Gelen gidenlerin haberleri anında Firavuna bildirilmektedir. Özellikle kadınlara karşı zaafı olan Firavun, gözüne kestirdiği kadını yanında alıkoyuyordu.

Görevliler Sare validemizi alıp, Firavun’a götürmek isterler. İbrahim Aleyhisselam’a sorarlar:

- Bu kadın senin neyindir?

İbrahim Aleyhisselam:

-Benim kardeşimdir, der.

Sonra da Sare validemizin yanına gidince ona bir açıklama getirir:

-Bugün bana senden sordular, ben de seni kardeşim olarak tanıttım. Sana da sorarlarsa beni yalancı çıkartma. Bu memlekette Allah’a inanan ikimizden başka kimse yok. Seninle eş olmanın yanında aynı zamanda iki din kardeşiyiz. Benim onlara kardeşimdir demem, din kardeşliği açısındadır.

Bekledikleri an geldi, Firavun Sare validemizi istedi. Görevli adamların eşliğinde Sare validemiz zorla Firavunun huzuruna çıkarıldı.
Yazinin Devamini Oku »

Ağustos 22nd, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı

Kamil iman sahibi müminin Allah sevgisi

Onlar, … “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” diyenlerdir. (Al-i İmran Suresi, 173)
Kamil iman sahiplerinin Allah korkuları gibi Allah’a olan sevgileri de çok güçlüdür. Kendilerini yoktan var edenin, sayısız nimetleri hizmetlerine verenin, onları her an gözetip kollayan ve koruyanın Allah olduğunu bilirler. Allah’ın dışında yaratılmış olan tüm varlıkların ancak O’nun izniyle hayat bulduklarına ve yine O’nun dilemesiyle bir gün mutlaka yok olacaklarına, baki kalacak olanın yalnız Allah olduğuna iman ederler. Bu gerçeği kavradıkları için tüm sevgilerini kendilerini yaratan ve tek sahipleri olan Allah’a yöneltirler. Allah’ı gördükleri, bildikleri, kavradıkları herşeyden ve herkesten çok daha fazla severler.

“… O, ne güzel mevladır (sahip) ve ne güzel yardımcıdır” (Enfal Suresi, 40) ayetinde de bildirildiği gibi Allah’tan daha güzel bir veli ve yardımcı olamayacağının bilincindedirler. Üstün bir imana sahip olan Hz. İbrahim’in bir duasında da bu kavrayış çok açık bir biçimde görülür:

Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O’dur; Bana yediren ve içiren O’dur; Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur; Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O’dur; Din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O’dur; Rabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat. (Şuara Suresi, 78-83)

Görüldüğü gibi Hz. İbrahim de kendisine can verenin, yeryüzündeki her olayı evirip çevirenin, rızkı verenin, hastalığı ve ona şifa olacak imkanı yaratanın ve yeryüzünün tek hakiminin Allah olduğunu çok iyi bilmektedir. Bu nedenle de Allah’a gönülden bir sevgiyle bağlanmıştır. İşte kamil iman sahiplerinin örnek aldıkları Allah sevgisi budur.

Kamil iman sahipleri, yaratılmış olan diğer tüm varlıkları da, Allah’a olan sevgileri ve bağlılıklarıyla doğru orantılı olarak severler. İnsanlara olan sevgilerindeki ölçü, onların Allah’ın emrettiği ahlakı üzerlerinde ne derece taşıdıklarına bağlıdır. Allah’ın emir ve yasaklarına en fazla titizlik gösteren, O’nun emrettiği ahlakı en güzel şekilde yaşayan kimselere, derin bir sevgi beslerler. Bu kimseleri sevmelerinin altında yatan asıl neden onların da Allah’ı çok seven, yalnızca Allah’ı dost ve veli edinen kimseler olmalarıdır.

Yazinin Devamini Oku »

Ağustos 11th, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı

İnsan Garipse sahibi Allah’tır

Bismillahirrahmanirrahim

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir hadislerinde şöyle buyuruyorlar: “Bu din garip olarak başladı, tekrar bir garipliğe dönecektir. Gariplere ne mutlu! O garipler ki, bazı insanların fesat çıkarmalarına karşılık onlar sürekli ıslahta bulunurlar.”
Bu din, bidayet itibarıyla, dinin ve dindarın kadir ve kıymetini bilmeyen insanlar içinde zuhur etmişti. Daha sonra bir inkişaf ve inbisat dönemi yaşanmış, fevç fevç ona dehaletler olmuş ve dindarane tavırlarla dinin ruhu büyük çoğunluğun vicdanına hükmetmeye başlamış ve bir ölçüde gurbet de zail olup gitmişti. Ancak, hadis-i şerifte de ifade edildiği gibi o gurbet yeniden avdet edecek ve dinde yeni garipleşme yaşanacaktı; dinî telâkki, dinî mantık ve dinî felsefe bir vadide, insanlar ise ayrı bir vadide gurbet yaşayacaklardı. Evet bir insan, ferdî hayatında kendini, dinî duygu ve düşüncelerini ifade edecek bir ortam bulamıyorsa ve aynı zamanda ümitlerini inkişaf ve inbisat ettirme ufkunu da yakalayamıyorsa o insan garip yaşıyor, din de bir gurbet içinde demektir.

Hadisin devamında “O garipler ki, bazı insanların fesat çıkarmalarına karşılık sürekli ıslahta bulunurlar.” buyrularak gariplere ait takdir ve tebcil edici bir vasıftan söz edilmektedir. Evet, onlar, inançsızlık rüzgârlarıyla tahribata uğramış gönülleri tamir eder ve insanları Allah’a (celle celâluhu) yönlendirirler. Şüphesiz ki, tahrip kolay, tamir ise zordur. İşte o gurbet döneminde gurbet erleri, bu zor vazifeye talip olacak, tahrip değil, tamir vazifesini üzerlerine alarak insanları ıslah edeceklerdir.

Ayrıca bu hadisten, böyle ulvî bir misyonu taşıyanların, içinde bulundukları toplumun hâlâ ıslah edilebilecek hususiyette olduğunu da anlamak mümkündür. Bir bünye hastalandığı zaman hararetin yükselmesi, bu bünyenin hastalığa karşı koyması mânâsına geldiği gibi, ıslah eden insanların ümidi, aşkı ve iştiyakı da üstlendikleri o tamir vazifesini yapacakları mânâsına gelmektedir. Onun için Kur’ân-ı Kerim, içinde ıslah edicilerin bulunduğu bir toplumu, istihkakları olsa bile Allah’ın helâk etmeyeceğini bildirmektedir.[1]
Yazinin Devamini Oku »

Mayıs 9th, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı

ESMAÜL HÜSNA HAKKINDA GENEL BİLGİ

Arapça’da “isim” kelimesinin çoğulu olan “esmâ” ile “güzel, en güzel” anlamındaki “hüsnâ” kelimelerinden oluşan “esmâu’l hüsnâ” terimi Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şerîflerde Allah-ü Teala’ya nisbet edilen isimleri ifade eder. Sadece Kur’ân’da geçen ilâhî isimler 100′den fazladır; muhtelif hadislerde Allah’a nisbet edilen başka isimler de mevcuttur. Esmâu’l hüsnâ terkibinin, geniş anlamıyla bunların hepsini kapsamakla birlikte terim olarak daha çok doksan dokuz ismi içerdiği kabul edilir.

Esmâu’l hüsnâ terkibinde yer alan hüsnâ kelimesi “güzel” mânasında sıfat veya “en güzel” anlamında ism-i tafdîl (üstünlük sıfatı) sayılmıştır. Her iki halde de buradaki güzellik bir gerçeği vurgulamakta olup Allah’ın güzel olmayan bir isminden söz edilemeyeceği için mefhûm-i muhalifini hatıra getirmez. İlâhî isimlerin güzellikle nitelendirilmesinin sebeplerini Ebû Bekir İbnü’l-Arabî şöyle sıralamaktadır:
1. Esmâu’l hüsnâ Allah hakkında yücelik ve aşkınlık ifade eder ve kullarda saygı hissi uyandırır.
2. Zikir ve duada kullanılmaları halinde kabule vesile olur ve sevap kazandırır.
3. Kalplere huzur ve sükûn verir, lütuf ve rahmet ümidi telkin eder.
4. Bilginin değeri bilinenin değerine bağlı bulunduğu ve bilinenlerin en şereflisi de Allah olduğu için esmâ’ul hüsnâ bilgisine sahip olanlara bu bilgi meziyet ve şeref kazandırır.
5. Esmâu’l hüsnâ Allah için vacip (olması gereken), caiz (olması uygun) ve mümteni’ (olması imkansız) olan sıfatları içermesi sebebiyle O’nun hakkında yeterli ve doğru bilgi edinmemize imkân verir.

İnsanların büyük çoğunluğu kâinatın bir yaratıcı ve yöneticisinin bulunduğunu kabul etmekle birlikte madde özelliği taşımadığından O’nu duyularıyla idrak etmeleri mümkün değildir. Şu halde yaratıcı ancak kâinat ve insanla olan ilişkisi bakımından tanınabilir. Bundan dolayı esmâ’ul hüsnâ bilgisi, Allah-âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah’ı tanıtması açısından önem taşımaktadır.
Şunu da belirtmek gerekir ki evrenin bir parçasını oluşturan insan, aklî istidlalleri yanında gönül hayatı bakımından da yaratıcı ile münasebet kurmak ihtiyacındadır. Bu münasebetin sağlanmasında esmâ’ul hüsnânın vazgeçilmez bir rolü vardır. İsimlerin kelimeler ve seslerle ifade edilmesi ve bu seslerin kulaklarda yankılanması söz konusu iletişimi geliştiren ve güçlendiren sebeplerdir. Kur’ân-ı Kerîm’de dua ve zikrin ısrarla tavsiye edilmesinin bir sebebi de bu olmalıdır. Hz. Peygamber’den rivayet edilen duâ metinlerinde esmâ’ul hüsnânın çokça yer alması dikkat çekicidir.
İbnü’l-Arabî’nin de belirttiği gibi her dindar insanın manevî yöneliş ve ibadetlerinin yüce yaratıcının bizzat kendisine olduğu şüphesizdir. O’nunla iletişim kurmak ve söyleşmek dindar için vazgeçilmez bir ihtiyaç, paha biçilmez bir haz olup bu iletişime zihinle kalbin yanında bunlarla etkileşim halinde bulunan dilin ve kulağın da katılması lâzımdır. Dil O’nun isimlerini zikreder, kulak da bu zikri algılar.
Yazinin Devamini Oku »

Mayıs 9th, 2011 ekleyen admin  
Yorumlar kapalı
« Onceki Yazilar

Blog Search


Kategoriler

  • Allah
  • Dini Konular
  • Dini Resimler
  • Dua
  • Evlilik Bilgileri
  • Genel
  • Haberler
  • Hadis-i Şerif
  • İsimler
  • islamda kadın
  • Kur'an'dan Damlalar
  • Nihat Hatipoğlu
  • Şafi İlmihali
  • Soru Cevap
  • Tasavvuf
  • Video

Son Yazılar

  • Faizle kredi çekmek
  • Banka Kredisi ile ev Almak
  • En Güzel Bebek İsimleri S harfinde baslıyan kız ve erkek isimleri?
  • sarhoş etmeyecek kadar içki içmek haram olurmu günahmı
  • Adam Öldürmenin Kefareti Nedir?
  • Akika Kurbanı Nedir
  • İbadetlerin İç Anlamı
  • Şans Oyunu Oynamak Günahmı
  • Takva nedir? Dini sohbet
  • Tasavvufun Amacı
  • Tasavvuf Nedir
  • Mevlid Kandili
  • İnternette sohbet neden bir anda tartışmaya dönüşür?
  • Kalp Nasıl Kararır – Nasıl Temizlenir?
  • Kalbi temizlemek için ne yapmalıdır?

Dini Mirc indir

Dinsohbet V2 mIRC Mutlaka Deneyin

Diğer Sayfalar


Kelime Yoğunluğu

Allah allah c.c Allah var demek yeter mi anda kurtuldular Asker cenazesinde Ben bu soruyu ikinci kez ceset cıktı curmumle geldim sana dini Dini Konular dini sohbet dinisohbet Dini Sohbet Nihat Hatipoglu din konular din sohbet dinsohbet Dolandırılmaktan son Dua fethullah gülen hocaefendi gazete oku Günün Ayeti haber dinle haber hadisi haber hadisleri haber izle Haberler hadisler hadi şerif isalm sohbet islamda kadın islami sohbet islam konular islam sohbet Kelime-i tevhidin kuran kuran dinle kuran oku kuyudan iskelet çıktı Otomobil altındaki cesedin Son Peygamber Hz Muhammed sırrı çözüldü Video video izle yoğun bakımda ‘şehit’ gerginliği

Sitemiz; Dini sohbet, dinisohbet, islami sohbet, islamisohbet, nur sohbet, ilahi sohbet, manevi sohbet, chat, dini chat, islami chat, islami sohbetler, dini sohbetler, video, ilahi, ilahi sohbet, dini sohbet sitesi, dini sohbet odalar olarak hizmet vermektedir.

Copyright © 2012 www.dinsohbet.net. Powered by WordPress.
WordPress Theme by Dini sohbet | Dini sohbet | Dini Forum | ilahi indir | islami video